Beynex
Bilim
Blog
İletişim

Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Görülür mü?

Yazıyı tanımlayan bir resim

Dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik ile ilişkili belirtilere ilk kez 1775 yılında Melchoir Adam Weikard tarafından yazılan tıp kitabında rastlanmıştır. Bu kitapta Weikard, dikkati kolayca dağılabilen, dikkatini sürdüremeyen, aşırı aktif ve oldukça dürtüsel bazı çocuk ve yetişkinlerden bahsetmiştir. Bu bireylerin yaşadıkları sorunun yetersiz çocuk yetiştirme pratikleri ve biyolojik yatkınlıktan kaynaklanıyor olabileceğini, tedavisinde süt, bitkisel ürünler, sessizlik, yalnız kalma, at sürme gibi uygulamaların etkili olabileceğini belirtmiştir.

1700lü yıllarda yapılan etkileyici şekilde çağdaş tanımlamanın aksine dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtileri, sonraki yıllarda "minimal beyin hasarı", "çocukluk dönemi hiperkinetik reaksiyonu", "dikkat eksikliği bozukluğu" gibi isimlerle anılmış ve bu isimlerle uyumlu olarak kimi zaman beyin hasarı kimi zaman sadece hiperaktivite ile ilişkilendirilmiştir. Bugün artık bu belirtileri Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olarak isimlendiriyor, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu'nu yaşam işlevselliğini ve gelişimi olumuz yönde etkileyen dikkat eksikliği ve/veya hiperaktivite-dürtüsellik olarak tanımlıyoruz. Ayrıca bu bozukluğun çocuklarda yaklaşık %5-7, yetişkinlerde ise yaklaşık %3-5 olan görülme oranları ile yaygın bir nörogelişimsel bozukluk olduğunu biliyoruz.

Her ne kadar çocukluk dönemi ile ilişkilendiriliyor olsa da çocukluk döneminde DEHB tanısı alan kişilerin yaklaşık üçte ikisinin bu belirtileri deneyimlemeye yetişkinliklerinde de devam ettikleri görülmektedir. Hatta araştırmaların esas aldığı yöntemsel kriterlere göre bu oranın daha da artabildiği, yaşla birlikte hiperaktivite ve dürtüsellik belirtilerinde azalma olduğu ancak dikkat eksikliği belirtilerinde aynı düzeyde azalmanın olmadığı rapor edilmektedir.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu'nun Üç Klinik Görünümü

Yetişkinlik döneminde bireylerin nasıl Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu belirtileri deneyimlediklerini tanımlamak için DEHB'nun üç klinik görünümünü dikkate almakta fayda vardır. Bunlar:

  • Hiperaktivite-dürtüselliğin baskın olduğu görünüm

  • Dikkat eksikliğinin baskın olduğu görünüm

  • Her iki belirti kümesinin baskın olduğu birleşik görünüm

olarak isimlendirilmektedir. Bireyler birleşik görünümde olduğu gibi dikkat eksikliği ve hiperaktivite-dürtüsellik belirtilerini bir arada deneyimleyebildikleri gibi baskın olarak dikkat eksikliği ya da baskın olarak hiperaktivite-dürtüsellik belirtilerini de deneyimleyebilmektedir. Bunlara biraz daha yakından bakalım:

Hiperaktivite-Dürtüselliğin Baskın Olduğu Görünüm

Bu görünüm Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu'nun en az görülen halidir ve DEHB tanısı alan bireylerin %15'inden azı bu grupta yer alır. Hiperaktivite-dürtüsellik belirtilerinin baskın olduğu görünümde bireyler çoğunlukla davranışsal inhibisyon ve dürtüsellik ile ilgili sorunlar yaşarlar ve bu sorunlara çoğunlukla birkaç dikkat eksikliği belirtisi eşlik eder. İçsel huzursuzluk, aşırı konuşkanlık, bacak sallama, ellerin devamlı hareket halinde olması, uzun süre yerinde oturamama, zihnin devamlı yeni düşünceler ve fikirlerle meşgul olması, dürtüsel cevaplar verme, düşünmeden para harcama, haz arayışı ve hazzı ertelemede zorlanma gibi belirtiler yetişkinlik döneminde bu görünümün en temel özellikleri arasındadır.

Dikkat Eksikliğinin Baskın Olduğu Görünüm

Tanı alan bireylerin yaklaşık %20-30'u DEHB'nun bu görünümünü deneyimler. Bu görünümün belirtilerini deneyimleyen bireyler yapmaları gereken işlere başlamakta, işlerini sürdürmekte ve tamamlamakta oldukça zorlanırlar. Ancak burada başlanamayan ya da tamamlanamayan görevlerle ilgili temel sorun bu işlerin kendileri için herhangi bir ödüllendirici yanının olmamasıdır. Diğer bir ifadeyle, bireyler kendileri için pekiştireç özelliği gösteren (ilgilerini çeken) görevlerde uzun vakitler geçirebilirken, ilgilerini çekmeyen ancak önemli görevlere başlamak ve sürdürmekte zorluklar yaşayabilirler. Bu ilgi çekici olmayan ama önemli görevleri sürdürürken akıllarına gelen ilgi çekici konular dikkatlerini dağıtabilir. Yapmaları gereken önemli fakat sıkıcı işlere ise geri dönmekte zorlanabilirler. Yapılması gereken işleri organize edememe, işlerini öncelik sırasına koyamama, zamanı yönetememe, davranışlarını/işlerini gözden geçirmeme, unutkanlık, çabuk sıkılma, hayal dünyasında yaşıyor gibi hissetme, bir yerlere geç kalma yetişkinlik döneminde dikkat eksikliğinin baskın olduğu görünümün diğer özellikleridir. Bu özelliklere bakıldığında "dikkat eksikliği" olarak ifade edilen sorunun aslında dikkatin eksik olmasından değil yönetilememesinden kaynaklandığı görülmektedir.

Birleşik Görünüm

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu tanısı alan kişilerin yaklaşık %50-75'i bu görünümün belirtilerini deneyimlerler. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu'nun birleşik görümününde dikkat eksikliği ve hiperaktivite-dürtüsellik belirtileri birlikte deneyimlenir ve iki belirti grubunun da baskınlığı söz konusudur. Bu sebeple de işlevsellik açısından en olumsuz sonuçlar bu görünümü deneyimleyen bireyler tarafından yaşanır. Birleşik görünümde yaşanılan dikkat eksikliği belirtileri yürütücü işlevlerin zaman yönetimi, motivasyon, organizasyon gibi alanlarıyla ilişkili olabilirken, hiperaktivite-dürtüsellik belirtileri duygu regülasyonu ve davranışsal kontrol alanlarıyla ilişkili olabilmektedir. Kontrolsüzce harcama yapma, fevri tepkiler verme, kendi becerilerini değerlendirmeden görevler üstlenme, dikkatin kolayca dağılması, sürdürülememesi ve erteleme (procrastination) eğiliminin bu görünümün temel özellikleri arasında olduğu söylenebilir.

DEHB'nun üç görünümü için yukarıda sıralanan belirtileri zaman zaman hepimizin deneyimlediği düşünülebilir. Hatta zihnimize "Acaba bende Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu mu var?" sorusu gelebilir. Aklımıza gelen bu soruyu hepimizin zaman zaman mutsuz hissetmesi ancak depresyon tanısı için daha fazlasına ihtiyaç olması ile ilişkilendirerek cevaplamak mümkündür. Diğer bir ifadeyle, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu tanısı için daha fazlasına ihtiyaç vardır. Söz konusu deneyimlerin günlük yaşam işlevselliğini en az iki alanda bozacak düzeyde ve dönemsel değil sürekli yaşanıyor olması gerektiği, en önemlisi de bu tanıyı düşünmek için bir uzmanın detaylı değerlendirmesinin oldukça önemli olduğu unutulmamalıdır.

Yetişkinlik Dönemi Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu'nda İşlevsellik

Akademik hayatlarına devam eden ve büyük çoğunluğunu Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu tanısı alan yetişkinlerin oluşturduğu bir müdahale etkililik çalışmasında katılımcılar sıklıkla yaşadıkları sorunlardan bazılarının zaman yönetimi, iyi alışkanlıklar ve rutinler geliştirme, planlama yapabilme ve işlerini öncelik sırasına koyabilme, uzun vadede tamamlanması beklenen görevlerle başa çıkabilme, kendilerine gerçekçi hedefler koyabilme olarak belirtmişlerdir. Bu durum akademik başarının düşmesi ya da eğitimin sonlandırılması ile sonuçlanabilmektedir.

İş yaşamında görevleri zamanında tamamlayamama, dikkatsizce hatalar yapma, kendilerinden beklenenleri yerine getirmede zorlanma, toplantılarda dikkatlerini toplayamama, işe geç kalma ve devam sorunları, amirlerle çatışma Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu belirtileri deneyimleyen yetişkinlerin karşılaştıkları zorluklardan bazılarıdır. Ayrıca sıkıcı ve tekrar eden çalışma koşullarına tahammül etmekte zorluk yaşamaları sık iş değiştirmelerine sebep olabilmektedir.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu belirtileri deneyimleyen yetişkinlerin sorun yaşadığı bir diğer alan ise sosyal ilişkilerdir. Sosyal ipuçlarını yakalamakta yaşayabildikleri zorluklar, diğer insanlar tarafından duyarsızlık ya da ilgisizlik olarak algılanabilmektedir. Ayrıca, sıklıkla duygusal dalgalanmalar yaşamaları, aniden öfkelenebilmeleri sosyal ilişkilerinin zarar görmesine sebep olabilmektedir.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu belirtileri ile birlikte günlük yaşam işlevselliğinde de sorunlar olabilmektedir. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu belirtileri deneyimleyen yetişkinlerin çoğu uykuya dalmada ve uyku sırasında sorun yaşayabilmekte, beslenme ve egzersiz gibi rutinleri sürdürmede zorlanabilmektedirler. Benzer şekilde, dürtüsel harcamaları sebebiyle finansal zorluklar yaşayabilmekte, sıklıkla eşyalarını kaybedebilmekte, faturalarını ödemeyi unutabilmekte ve kendilerine düzenli bir yaşam inşa etmede zorlanabilmektedirler.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu'nun Nedenleri

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu'nun nedenleri incelendiğinde genetik ve nörolojik faktörlerin rolü ön plana çıkmaktadır. Yapılan ikiz çalışmalarında Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu belirtilerine ilişkin bireyler arası farkın önemli bir kısmının genetik faktörler ile açıklanabildiği gösterilmiş ve genetik faktörlerin rolünün yaklaşık %80 gibi çok yüksek bir oran olabileceği belirtilmiştir. Benzer şekilde, evlat edinme çalışmaları ile DEHB belirtilerine ilişkin geçişin biyolojik aile üyeleri arasında olduğu bulgusunun elde edilmesi, DEHB belirtilerinin ortaya çıkışında genetik faktörlerin rolünün olduğunu desteklemiştir.

Nöropsikolojik araştırmalar, yürütücü işlevler (İng: "executive functions") ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu belirtileri arasındaki ilişkiye dikkat çekmektedir. Yürütücü işlevlerin hedefler belirlemeyi ve bu hedeflere ulaşmak için kendimizi yönlendirmeyi, atmamız gereken adımları planlamayı, harekete geçirmeyi, sürdürmeyi ve düzenli kontrol etmeyi temsil ettiği söylenebilir. Bu bakımdan yürütücü işlevler için CEO, direktör gibi benzetmeler yapılmaktadır. Yürütücü işlevler, prefrontal korteks, basal ganglia, anterior singulat korteks ve beyincik gibi beyin bölgeleri aracılığıyla gerçekleşir ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu belirtileri deneyimleyen bireylerin yürütücü işlevlere ilişkin yaşadıkları sorunlar bu beyin bölgelerindeki yapısal ve işlevsel sorunlarla ilişkilendirilmektedir. Ayrıca, Sagvolden ve arkadaşları tarafından önerilen modele göre, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu belirtileri dopaminerjik yolaklarda görülebilen düşük işlevsellik ile ilişkilidir ve bu düzensizlik bireylerin ödüle duyarlılık, hazzı erteleyememe, dürtüsellik, dikkatlerini sürdürememe, motor davranışlarını kontrol etmede zorlanma gibi belirtiler deneyimlemelerine yol açabilmektedir.

Her ne kadar Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu belirtilerinin ortaya çıkmasında genetik ve nörolojik faktörlerin baskın rolü olduğu bilinse de gebelik sırasında sigara ve alkol kullanımı, yüksek stres ve kaygı deneyimlenmesi, düşük doğum ağırlığı ve doğumdan sonraki ilk yıllarda kurşuna fazlaca maruz kalmanın Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu belirtileri ile ilişkili olabileceğine dair araştırma bulguları bulunmaktadır. Çocukluk döneminde çok televizyon izlemek gibi psikososyal faktörlerin ise DEHB belirtilerine neden olabileceğine ilişkin yeterli kanıt bulunmamaktadır.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu'nun Tedavisi

Nörogelişimsel bir bozukluk olan DEHB tedavisinde ilaç tedavisinin oldukça önemli ve etkili bir yeri vardır. Yetişkinlik döneminde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu'na çoğu zaman farklı bir psikiyatrik bozukluk (duygudurum bozukluğu, kaygı bozukluğu, madde kullanım bozukluğu gibi) eşlik edebilmektedir. Dolayısıyla uygulanacak olan farmakolojik tedavi belirlenirken DEHB'na eşlik eden diğer psikiyatrik bozuklukların da göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

İlaç tedavisine ek olarak, DEHB belirtileri gösteren bireylerin yaşadıkları Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu belirtilerine uygun olarak yapılandırılmış bilişsel davranışçı terapi (BDT) tekniklerinden oldukça faydalandıkları görülmektedir. DEHB'na ilişkin psikoeğitim, sorun alanlarının belirlenmesi, organizasyon, planlama, dikkati odaklama, dikkat çeldiricilerine karşı koyabilme becerilerinin geliştirilmesi, işlevsel olmayan düşünce stilleri ve erteleme davranışları ile başa çıkmalarına yardımcı olunması, ihtiyaç halinde öfke yönetimi ve iletişim becerilerinin geliştirilmesi bu programların temelini oluşturmaktadır. Yapılan etkililik çalışmaları, farmakoterapi ile birlikte uygulanan BDT tekniklerinin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu belirtilerinin azalmasında ve yönetiminde etkili olduğunu göstermektedir.

Bir uzman desteği ile gerçekleştirilebilecek yukarıdaki yöntemlerle ek olarak bazı kaynaklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu belirtileri deneyimleyen bireylerin kullanabileceği farklı yöntemler önerilmektedir:

  • Tamamlamanız gereken işlerle ilgili yapılacaklar listesi oluşturulabilirsiniz. Yapılacaklar listesini günlük olarak yapılacaklar ve uzun vadede yapılacaklar olarak iki türde hazırlamak faydalı olabilir. Bu plan, hangi işlerinizin öncelikli olduğuna karar vermenizi sağlayabilir.

  • Günlük yaşamda yapmanız gereken işlerinizi ve bu işlerdeki ilerleyişinizi kontrol etmenize yardımcı olacak uygulamalardan yararlanabilirsiniz (StayOnTask, Notion gibi). Bu uygulamaları düzenli kontrol etmeyi deneyebilirsiniz.

  • Dikkatinizi sürdürmenizin gerekli olduğu işleri yaparken dikkat dağıtıcıların (odanızın açık kapısı, telefonunuz, bilgisayarınıza gelen bildirimler gibi) görüş alanınızda olmamasına özen gösterebilirsiniz.

  • İlginizi çeken görevlere aşırı odaklanmanızı engellenmek için sizi uyaracak uygulamalardan ve alarmlardan (SelfControl uygulaması gibi) yararlanabilirsiniz.

  • İlginizi çekmeyen işlerinizi sizin için daha ilgi çekici hale getirmenin yollarının olup olmadığını düşünebilirsiniz.

  • Her akşam bir sonraki günün planını yapabilirsiniz. Ertesi günü kaotik bir hale getirebilecek ne varsa (ihtiyaç duyulan eşyalar, kıyafet, kahvaltı gibi) bir gece önceden planlayıp, düzenleyebilirsiniz.

  • Sıklıkla kaybolan eşyalarınız (cüzdan, anahtar gibi) için tek bir yer belirleyip, çalışma alanlarınızın ve sık kullandığınız eşyalarınızın düzen içinde olmasına özen gösterebilirsiniz.

  • Uyku, beslenme, egzersiz gibi günlük yaşam gerekliliklerine özen göstermenin dikkat ve çalışma verimliliği ile yakından ilişkili olduğunu akılda tutabilirsiniz.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ile İlgili Söylentiler, Mitler, Yanlışlar

Mit-1: DEHB bir hastalık değil, tembelliktir.

DEHB, Amerikan Psikiyatri Birliği (İng: "American Psychiatric Association" veya kısaca "APA") ve Ulusal Zihinsel Sağlık Enstitüsü (İng: "National Institute of Mental Health" veya kısaca "NIMH") gibi uluslararası kuruluşlar tarafından tanınan, özellikle genetik ve nörolojik faktörlere bağlı olarak ortaya çıkan yaygın bir nörogelişimsel bozukluktur.

Mit-2: DEHB tanısı alan herkes aşırı hareketlidir.

DEHB'nin üç tür görünümü vardır. Hiperaktivite-dürtüselliğin baskın olduğu ve birleşik görünümde bireyler aşırı hareketli olabilirler. Ancak, dikkat eksikliğinin baskın olduğu görünümde temel sorun aşırı hareketlilik ve dürtüsellikten ziyade dikkatin kontrolü ve yönetimidir. Dolayısıyla, bireyler çok hareketli olmasalar da DEHB tanısı alabilirler.

Mit-3: İlgisini çeken şeylere odaklanabilen kişilere DEHB tanısı konulmaz.

DEHB'nda aslında sorun dikkatin eksik olması değil, yönetilememesidir. Bu sebeple, DEHB belirtileri yaşayan bireyler ilgilerini çeken bir uyarana odaklanabilirler, ancak bu odaklanma aşırı odaklanma (hyperfocus) şeklinde olabilir. Aşırı odaklanma olduğunda bireylerin dikkatlerini ilgi çekici uyarandan (örneğin bilgisayar oyunu) çekip ilgi çekici olmayan bir uyarana (örneğin ödevler, görevler) yönlendirilmeleri çok zorlaşmaktadır. DEHB'nda görülen aşırı odaklanma ve dikkatin yönlendirilememesi sorununun dopaminerjik düzensizliklerle ilişkili olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla, ilgi çeken görevlere fazlaca odaklanabilme fakat çekmeyenlere odaklanamama DEHB'nun temel özelliklerinden biridir.

Yazar: Dilay Eldoğan Eken Editör: Çağrı Mert Bakırcı

Yazı için Evrim Ağacı'na teşekkür ederiz.

Şimdi beyninizin derinliklerini keşfetmeye başlayın.

EnglishTürkçe
Beynex
Ekibimiz
BilimBeynexLab
İş
Basın
İş Ortaklarımız
Kariyer
Sosyal
Yardımİletişim
Topluluk
Blog
Hukuksal
Gizlilik Şartları
Kullanıcı Sözleşmesi