Beynex
Bilim
Blog
İletişim

Nöroplastisite Nedir? Beynimiz Değişen Çevre Koşullarında Kendisini Nasıl Değiştirir?

Yazıyı tanımlayan bir resim

Beyinlerimiz, inanılmazdır. Sizce de öyle değil mi? Hiç inme, travmatik bir beyin hasarı veya başka bir hastalık (damage) sonrasında aniden iyileşen birinin hikayesini anlatan bir belgesel seyrettiniz mi? Bu hikayelerden bazıları, sadece "büyü" ile açıklanabilirmiş gibi görünüyor.

Bu vakalar, açıklanamaz görünse de, bilim insanları son 20 yıldır bu vakalar üzerine çalışmalar yürütüyor ve bu büyünün arkasındaki açıklamaya ulaştılar: Nöroplastisite.

Nöroplastisitenin anlamı nedir?

Nöroplastisite, beynin adapte olma yeteneğidir. Dr. Campbell'in tanımına göre ise:

"Çevremizle etkileşimimiz sonucunda beyinde olan fizyolojik değişimlerdir. Beynimizin ana rahminde gelişmeye başlamasından, öldüğümüz güne kadar beyin hücrelerimiz arasındaki bağlantılar değişen ihtiyaçlarımıza göre yeniden şekillenir. Bu dinamik işlem deneyimlerimizden bir şeyler öğrenmemize ve farklı durumlara adapte olmamıza izin verir."

Belirli özelleştirilmeler göz önüne alınarak inşa edilen ve periyodik olarak yazılım güncellemeleri alabilen bilgisayarlardan farklı olarak beyinlerimiz, yazılım güncellemelerine ek olarak, donanım güncellemeleri de alabilirler. Deneyimlerimize göre bazı bağlantılar güçlenirken bazıları zayıflar, yenileri oluşturulurken yok edilenler de olur.

Yeni bir şey öğrendiğimizde nöronlarımız arasında yeni bağlantılar oluşturulur. Yeni durumlara adapte olmak için beynimizdeki bağlantıları yeniden organize ederiz. Bu her gün gerçekleşir ve teşvik edilebilir.

Nöroplastisitenin Kısa Tarihi

1960'lara kadar çok kullanılmasa da "nöroplastisite" kelimesi ilk defa nöron yapılarında gözlemlenen değişiklikleri tanımlamak için 1948'de Polonyalı sinirbilimci Jerzy Konorski tarafından kullanılmıştır.

Bu fikir, 1948'den önce de mevcuttu. "Sinirbilimin babası" olarak anılan Santiago Ramón y Cajal 1900'leri başında nöral plastisiteden bahsetmişti.Kendi dönemindeki yaygın görüşe ters düşse de, beynin yetişkinlikte de değişebileceğine inanıyordu.

1960'larda nöronların travmatik bir olaydan sonra tekrardan organize olabildiği keşfedildi. Daha sonra yapılan araştırmalar stresin sadece beyin fonksiyonlarını değil beynin yapısını da değiştirebildiğini gösterdi.

1990'larda sonuçları kesin olmasa da araştırmalar stresin beyin hücrelerini öldürebildiğini gösterdi.

Yıllarca beyin, yenilenemez bir organ olarak görülmüştü. Sanki bize bahşedilen bir miktar beyin hücremiz vardı ve bu hücreler, onları canlı tutma çabamızdan bağımsız olarak, biz yaşlandıkça yavaşça ölüyorlardı. Ramón y Cajal'ın tarifine göre:

"Yetişkinlerde sinir yolakları sabit gibiydi. Her şey ölebilirdi ve hiçbir şey rejenere olamazdı."

Bu araştırmaya göre beyin hücrelerinin ölebileceği, adapte olup yeni bağlantılar kurabileceği ve belki de büyüyüp yenilenebileceği başka yollar var. Bu nörojenez (veya nörogenez) olarak bilinir.

Nöroplastisite vs Nörojenez

Bağlantılı olsalar da nöroplastisite ve nörojenez farklı iki kavramdır: Nöroplastisite, beynin yeni bağlantılar ve yolaklar oluşturabilmesi ve devrelerini değiştirebilmesi iken, daha inanılmaz olan nörojenez, beynin yeni nöronlar oluşturabilmesidir.

Nörojenezin daha heyecan verici bir konsept olduğunu görebilirsiniz. Nöroplastisite, sahip olduğumuz üzerinde yapılan değişiklikler olarak kalırken, nörojenez, ölmüş nöronların yerine yenilerini getirerek bunamayı (demans) önleyebilecek, travmatik beyin hasarını tedavi edebilecek ve henüz bilmediğimiz başka alanlarda çığır açabilecek bir potansiyel taşıyor.

Nöroplastisite Teorisi ve Prensipleri

Konunun derinliklerine inmeden önce, nöroplastisiteyi destekleyen teori ve prensipleri inceleyelim.

Nöroplastisiteyi kısa ve öz bir biçimde tanımlamış olsak da, gerçekte bu tanımın biraz belirsiz olduğunu unutmamalıyız. Nöroplastisite uzmanları Christopher A. Shaw ve Jill C. McEachern bunu şöyle betimliyor:

"Pek çok sinirbilimci nöroplastisiteyi bir şemsiye terim olarak kullanıyor; ancak bu farklı alanlarda çalışan araştırmacılara farklı anlamlar ifade edebilir. Kısacası, bu terimin kapsamı konusunda fikir birliğine varılmış değil."

Shawn ve McEachern nöroplastisitede iki ana görüş olduğunu söylüyor:

  1. Nöroplastisite, davranışsal bir cevapta ya da son nöron aktivitesinde oluşan herhangi bir değişikliği tarif etmede kullanılır.

  2. Nöroplastisite, beyindeki farklı adaptasyon ve değişiklik olgularını kapsayan bir şemsiye terimdir.

İlk görüş, bazı basit prensiplere sahip tek bir nöroplastisite teorisine uygun görünüyor ve konu üzerinde yapılan bir araştırma nöroplastisiteyi tek bir kapsamlı çerçeveye yerleştirebilir. İkinci görüş ise birden fazla çerçeveye ve her olguyu anlamak için sistemlere ihtiyaç duyar.

Maalesef, basitçe anlatabileceğimiz birleştirici bir nöroplastisite teorisi bulunmuyor. Kesin olarak söyleyebileceklerimiz bu alanın çok yeni olduğu ve her gün yeni bulguların ortaya çıktığıdır. Güncel bilgilerimize göre iki tip nöroplastisite var:

  1. Nöronlar ya da sinapslar arasındaki bağlantıların güçlendiği ya da zayıfladığı yapısal nöroplastisite.

  2. Öğrenmeye ve gelişime bağlı olarak sinapslarda oluşan kalıcı değişimlere sebep olan fonksiyonel nöroplastisite.

Her iki tip de heyecan verici bir potansiyele sahip ama şu an en çok ilgi çeken yapısal nöroplastisite. Bazı fonksiyonların yeniden yönlendirilebildiğini, kurulabildiğini ve öğrenilebildiğini hali hazırda biliyoruz ama beynin asıl yapısında gerçekleşen değişiklikler çok daha heyecan verici.

Nöroplastisite ve Psikoloji

Yeni araştırma alanları sinirbilimciler, kimyacılar, biyologlar kadar psikologlar için de heyecan verici. Beynin işleyişindeki değişikliklere ve fonksiyonel adaptasyonlara ek olarak nöroplastisite psikolojik değişikliklere de yol açabilir. Christopher Bergland'a göre:

"Bu sürecin stres ve endişe uyandıran travmatik olayların üstesinden gelmeyi ya da kendini yeniden keşfetmeyi ve mevcut durumdan uzaklaşmayı kolaylaştırdığı iddia edilebilir. Bütünleşik korku bazlı anılar, insanı hayatını doya doya yaşamaktan alıkoyan kaçınma davranışına yol açarlar."

Zaten beynimizin işleyişini değiştirmek için ilaçlar ve kimyasallar kullanıyoruz ve psikoloji düşünce kalıplarımızı modifiye ederek beynimizin işleyişini değiştirmek için çok efor sarf etti. Ya günlük hayatımızda sıkça yaptığımız basit aktiviteler aracılığıyla beynimizin yapısı ve fonksiyonunda kalıcı ve fark edilir değişikler yapabiliyor olsaydık? Öğrenmenin önemi tam da burada ortaya çıkıyor.

Nöroplastisite ve Öğrenme

Nöroplastisite ve öğrenme arasındaki ilişkiyi kolayca özetleyebiliriz: Yeni bir şeyler öğrendiğimizde, beyinde yeni yolaklar oluşturulur. Her ders, beynimizde nöronlar arası yeni bağlantılar kurabilme ve beynimizin mevcut işleyişini değiştirebilme potansiyeline sahiptir.

Her öğrenme, beynin nörolastisite özelliğinden yararlanmaz; ama yeni bir dil öğrenmek ya da yeni bir müzik aleti çalmaya başlamak, bu özellikten yararlanır. Beynimizin nasıl bir amaca yönelik olarak şekillendiğini çözebilmemiz için bu çeşit bir öğrenmeyi incelemeliyiz.

Beynimizin büyüleyici kabiliyetlerini günlük hayata uygulayabilmemiz nöroplastisiteyi teşvik etmeye istekli olmamıza ve hayata bakış açımıza bağlıdır.

Gelişim Zihniyeti ve Nöroplastisite

Zihniyet, insanın hayat felsefesi ya da bakış açısıdır. Carol Dweck’in sınıflandırmasına göre, iki tip zihniyet vardır: Sabit zihniyet ve gelişim zihniyeti. Sabit zihniyete sahip olan bir kişi, zekası ve yeteneklerinin sınırlı olduğunu ve kendi kontrolü altında olmadığını düşünür. Onlara göre akıllı ya da becerikli olmayı sürdürmek için olası her hatadan kaçınmak ve her zaman başarılı olmaya çalışmak gerekir. Gelişim zihniyetine sahip olan biri ise hataları aptallığın kanıtı olarak görmez, onlardan çok şey öğrenebileceğini düşünür ve bu fırsatı değerlendirir. İnsanlar bu iki zihniyetten birini küçük yaşta benimser ve başarı ve başarısızlık kavramlarını, mutluluk ve tatmin duygularını bu zihniyet ile şekillendirir.

Bu iki konsept birbirinin ayna yansıması gibidir. Gelişim zihniyeti, bireyin halihazırda sahip olduğu kararlılıkla geliştirilebilecek yetenekleri ve becerileridir. Nöroplastisite ise beynin olağan gelişme dönemi olan çocukluk dışında adapte olma ve gelişme yeteneğidir.

Gelişim zihniyetine sahip olan bir birey, nöroplastisitenin de önerdiği gibi süregelen bir efor sarf ederek daha akıllı, becerikli veya iyi olabileceğini düşünür. Gelişim zihniyetinin basitçe nöroplastisiteyi kabul etmek olduğunu söyleyebiliriz.

Yaşınız İlerledikçe Nöroplastisite Değişir mi?

Nöroplastisite, yaşınız ilerledikçe değişse de keskin sınırlara sahip değil.

Çocuklarda Nöroplastisite

Çocukların beyinleri sürekli değişir, büyür, gelişir. Her yeni deneyim beyin yapısında ya da fonksiyonunda değişikliğe sebep olur.

Doğumda bir bebeğin beynindeki her nöron başka nöronlarla 7500 bağlantı kurmuş haldedir. Bebek 2 yaşına geldiğinde nöronların bağlantı sayısı yetişkin bir bireyinkini ikiye katlar. Bu bağlantılar, çocuk büyüdükçe budanır ve yeni eşsiz bağlantılar ve motifler oluşur.

Çocuklarda görülen 4 ana tip nöroplastisite vardır:

  1. Adaptif: Çocuk yeni bir beceri kazanınca ve beynin fonksiyonel veya yapısal değişimlere adapte olmasına imkan verdiğinde (örneğin: yaralanma) değişiklikler ortaya çıkar.

  2. Bozulmuş (İng: "Impaired"): Genetik ya da sonradan edinilen hastalıklar nedeniyle değişiklikler ortaya çıkar.

  3. Abartılı (İng: "Excessive"): Engellilik ya da bozukluğa neden olabilecek yeni ve uyumsuz yolakların organizasyonudur.

  4. Beyni yaralanmalara korumasız hale getiren plastisite: Yaralanmayı daha olası ya da etkili kılabilecek zararlı nöral yolakların oluşmasıdır.

Bu süreçler çocuklarda daha sık görülür ve çocuklardaki bir beyin hasarının çoğu yetişkinden daha güç iyileşmesine neden olur. Çocuklarda nöroplastik büyüme, iyileşme ve adaptasyon daha şiddetli bir biçimde görülebilir.

Yetişkinlerde Nöroplastisite

Bu kabiliyet yetişkinlerde yok değil ama genelde çocuklardan daha az ve daha düşük şiddette gözlenir. Yine de yetişkin beyni olağanüstü değişiklikler yapma yeteneğine sahiptir.

Yetişkin beyni uzun zamandır kullanılmayan eski, yitirilmiş bağlantıları ve fonksiyonları onarabilir, hafızayı ve bilişsel becerileri güçlendirebilir.

Yaşlılar gençler ve çocuklar gibi büyük bir potansiyele sahip değil ama sürekli çaba ve sağlıklı bir yaşam tarzı ile yetişkinler de beyinlerinde olumlu değişim ve büyümeyi teşvik edebilirler.

Nöroplastisite Üzerine Yapılan Araştırmalar ve Çalışmalar

Alandaki yeni ve heyecan verici gelişmelerden bazıları şöyle:

  1. Yenilik, odaklanma ve mücadele ile doyurulan zenginleştirilmiş ortamlar nöroplastisiteyi teşvik etmek için çok önemlidir ve çocukluk ve gençlik dönemindeki "kritik öğrenme periyodu" ndan sonra da pozitif adaptasyonu ve büyümeyi teşvik edebilir. Beynin glikoz kullanımı doğumdan 4 yaşına gelene kadar artış gösterir. 4 ve 10 yaş arası beynimiz yüksek oranda glikoz kullanmaya devam eder ve 10 yaşından sonra gittikçe azalarak 16-18 yaşlarında yetişkin seviyesine gelir. Glikoz kullanımı oranındaki bu artışlar ve sinaptojenez arasında bir bağlantı olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle bu yaş aralığı “kritik öğrenme periyodu” olarak ele alınabilir.

  2. Genelde 8 haftalık "yeni doğmuş" nöronlar ve daha yaşlıları aynı olgunluk seviyesinde.

  3. 5 ya da 6 hafta içerisinde 10 kere yapılan 1 saate yakın bilişsel egzersiz aynı dönemde gözlenen yaşa bağlı zayıflamayı tersine çevirebilecek potansiyele sahip.

  4. Fiziksel aktivite ve fit olmak yaşa bağlı nöron kaybını ve hipokampüsün zarar görmesini önleyebilir ya da yavaşlatabilir. Hatta hipokampüsün hacmini bile arttırabilir.

  5. Aralıklı oruç, sinapslarda adaptif değişimlere (İng: "response") yol açabilir.

  6. Yeterli uyku nörojenezi arttırabildiğinden kronik uykusuzluğun hipokampüste atrofi (nöron ölümü ve hasarı) ile bağlantılı olduğu düşünülüyor.

Bunlar nöroplastisite hakkında keşfedilenlerin küçük bir bölümü olmasına rağmen insanların sağlığı için nöroplastisitenin gücünü kullanmanın nasıl büyük bir etki bırakabileceğini bize gösteriyor.

Nöroplastisitenin Beyindeki 7 Etkisi

Bahsettiğimiz çalışmalara dayanarak nöroplastisitenin beyne birçok farklı yolla yarar sağladığını söyleyebiliriz. Yukarıda yüzeysel bir şekilde bahsettiğimiz gelişmeler ve avantajlara ek olarak beyin adaptasyonunun beyne sağaldığı diğer faydalar:

  1. İnme gibi vakalarda iyileşme

  2. Travmatik beyin hasarı sonrası iyileşme

  3. Beyindeki fonksiyonları yeniden şekillendirme (örneğin eğer bir duyuyu kontrol eden bir bölge hasar almışsa diğer bölgeler gevşemeyi (slack) toparlayabilirler.)

  4. Bir bölgede fonksiyon kaybı başka bölgelerdeki fonksiyonları arttırabilir. (örneğin bir duyu yitimi sonrasında diğer duyular keskinleşebilir.)

  5. Hafıza kabiliyetinin arttırılması

  6. Arttırılmış çeşitli bilişsel kabiliyetler

  7. Daha etkili öğrenme

Peki nöroplastisiteden bu faydaları alabilmek için neler yapmalıyız?

Beyinlerimizi Nöroplastisite ile Nasıl Yeniden Şekillendirebiliriz?

Gelin, nöroplastisitenin nasıl kullanabileceği ile ilgili birkaç fikir üzerinde duralım. Nöroplastisiteyi arttırmak ve kuvvetlendirmek için kullanılan metotlar aşağıdakilerini içerir:

  • Aralıklı Oruç: Sinaptik adaptasyonu arttırır, nöron büyümesini/gelişmesini teşvik eder, bilişsel fonksiyonları geliştirir, nörodejenaratif hastalık riskini azaltır.

  • Seyahat: Beyninizi yeni uyaranlar ve ortamlara maruz bırakır, beyinde yeni yolaklar ve aktivitelere yol açar.

  • Anımsatıcı araçlar kullanmak: Hafıza egzersizleri prefrontal pariyetal ağdaki bağlantıları arttırabilir ve yaşa bağlı hafıza kaybını önleyebilir.

  • Bir müzik aleti çalmayı öğrenmek: Beyin bölgeleri arasındaki bağlantıları arttırabilir ve yeni nöral ağlar yaratmaya yardımı olabilir.

  • Sık kullanılmayan (baskın olmayan) elle yapılan egzersizler: Yeni nöral yolaklar oluşturabilir ve nöronlar arası bağlantıları güçlendirebilir.

  • Kurgu okumak: Beyindeki bağlantıları arttırır.

  • Kelime haznesini genişletmek: Hafızanın işlenmesini etkinleştirdiği gibi görsel ve işitsel verilerin işlenmesini de etkinleştirir.

  • Sanatla uğraşmak: Odak, içgörü, hafıza ve empatiyi güçlendirebilen dinlenme esnasındaki beynin Varsayılan Mod Ağı (İng: "Default Mode Network" veya kısaca DMN) bağlantılarını arttırır. Varsayılan Mod Ağı (İng: "Default Mode Network") beyin aktif dinlenme halindeyken (örneğin hayal kurarken) ve dış dünyada herhangi bir şeye odaklanmamışken aktif olan bir ağdır. Kişi yeni, dikkat isteyen ve bireyin kendisini dışarıda bırakan aktiviteleri gerçekleştirirken bu ağ pek aktif değildir.

  • Dans etmek: Alzheimer riskini azaltır ve nöral bağlantıları güçlendirir.

  • Uyuma: Nöronlar arası bağlantılar gibi davranan ve hücreler arası bilgi aktarımı yapan dendiritik köklerin büyümesiyle öğrenilenlerin hafızada tutulmasını sağlar.

Travma Sonrası Beyni Nöroplastisite ile İyileştirmek

Ciddi travmalar yaşamış insanların beyinlerindeki değişimleri gözlemleyen nöroplastisite araştırmaları hızla artıyor.

Bilim insanları beyinleri çok hasar almış hastaların hasarın boyutu düşünüldüğünde inanılmaz derecede iyileşebildiğini fark ettiler ve bunun nasıl mümkün olabildiğini merak ettiler. Şu an nöroplastisitenin bu iyileşmenin sebebi olduğunu biliyoruz. Araştırmacılar Su, Veeravagu ve Grant'a göre travma sonrası nöroplastisitenin 3 fazı vardır:

  1. Yaralanmadan hemen sonra nöronlar ölmeye başlar ve kortikal inhibitör yolaklar azalır. Bu faz bir ya da iki gün sürer ve daha önce kullanılmamış veya sık kullanılmayan ikincil kortikal yolakları ortaya çıkarabilir.

  2. Birkaç gün sonra bu kortikal inhibitör (engelleyici) yolaklar uyarıcı yolaklara dönüşür ve yeni sinapslar oluşur. Nöronlar ve diğer hücreler zarar görmüş ya da ölmüş hücrelerin yerini almak için toplanır ve iyileşmeyi kolaylaştırır.

  3. Birkaç hafta sonra yeni sinapslar oluşmaya devam eder ve bu faz rehabilitasyon ve terapinin beynin bazı yardımcı yeni yolaklar öğrenmesinin mümkün olduğu "yeniden modelleme" nin en yoğun zamanıdır.

Hasarı önlemek için kök hücre tedavileri, gen ifadesinin modifiyesi ve hücresel proliferasyon (proliferation), yangısal tepkileri düzenleme ve bağışıklık hücrelerini kuvvetlendirmeye ek olarak nöroplastisiteyi teşvik ederek iyileşmeye yardımcı olmayı hedefleyen ve şu an geliştirme ve test aşamasında olan pek çok farmakolojik tedavi var.

Beyin hasarı zor iyileşse de çelişkili bir biçimde beynin nöroplastik kabiliyetinden yararlanabileceğimiz en iyi zamanlardan biri. Çünkü yaralanma sonrası ya da travma beynin belirgin değişiklikler yapabileceği , iyileşebileceği ve bağlantılarını yeniden organize edebileceği bir zaman.

İnme Tedavisinde Nöroplastisite Rehabilitasyonu

Nöroplastisite inme hastalarının iyileşme süreçlerinde sıkça gözlemlenmiştir. İnme hastalarda hafif (yüz kaslarında bozukluklar) ve ciddi (bilişsel bozukluklar, hafıza kayıpları) beyin hasarı görmemize rağmen inanılmaz bir şekilde iyileşen inme hastaları da oldu.

Uzmanlara göre inmenin iyileşme sürecinde nöroplastisiteyi teşvik etmenin en iyi yolu, aşağıda verilen iki metodu kullanmak:

  1. İşin tekrarı,

  2. İşe özgü alıştırma.

Bir başka deyişle, yeni bir beceri edinme ya da bir iş öğrenme (ya da bilinen bir işi tekrar öğrenme) sırasında o işe özgü düzenli yapılan alıştırmalar beyinde belirgin değişikliklere yol açabilir. Tekrarlama ve işe özgü alıştırmalarla hiçbir şey öğrenmeyebilirsiniz ama bir alandaki gelişmeler başka alanlara da yayılacağından mutlaka bir şeyler öğrenmiş olacaksınız.

Nöroplastisite Depresyon Tedavisinde Nasıl Kullanılabilir?

Nöroplastisite ve depresyon arasındaki ilişkiyi hem iyi hem kötü yanları var.

  • Kötü yan: Psikiyatrik bozukluklarda negatif türde bir nöroplastisite mevcuttur. Depresyon beynin zarar görmesine sebep olabilir, sağlıksız ve uyumsuz yolakların oluşmasını teşvik edebilirken sağlıklı ve adaptif olanları etmez.

  • İyi yan: Bazı depresyon tedavileri beyni hasar görmesini durdurabiliyor hatta tersine çevirebiliyor. Ayrıca nöroplastisite üzerine yapılan çalışmalar günlük davranışların beyin yapısı ve fonksiyonunda ölçülebilir etkileri olduğunu gösterdi. Bu bulgu psikiyatrik bozuklukların tedavisi için önemli olabilir.

Kolay olmayabilir ve sürekli efor sarf etmeyi gerektirebilir ama her yaşta yaşam kalitemizi yükseltecek biçimde beynimizi yeniden modelleme yetisine sahibiz.

Anksiyete ve Depresyon İçin 8 Nöroplastisite Egzersizi

Depresyona özel olarak tasarlanan fazla nöroplastisite egzersizi yok ama bu hiçbir şey yapamayacağınız anlamına gelmez.

Bazılarını depresyonla başa çıkmak için verilen daha geleneksel tavsiyelerden hatırlayabileceğiniz tüm bu egzersiz ve etkinliklerin nöroplastisiteyi arttırdığı ve depresyonun üstesinden gelmeye yardımcı olduğu biliniyor:

  1. Hafıza oyunları ve görevleri (task)

  2. Hokkabazlık yapmayı öğrenmek

  3. Yeni bir müzik aleti çalmayı öğrenmek

  4. Yeni bir dil öğrenmek

  5. Yoga yapmak

  6. Kolay ya da orta zorlukta düzenli fiziksel egzersiz yapmak

  7. Çapraz bulmaca ya da sudoku çözmek

  8. Kapsamlı ve karmaşık bir konuyu kısa bir zamanda öğrenmek

Kronik Ağrı ve Nöroplastisite

Nöroplastisite kronik ağrıyla başa çıkma ve onu tedavi etmede önemli bir rol oynuyor. Ağrı birtakım ya da dizi halinde nöral ateşleme olarak deneyimleniyor. Beyinlerimizin yapılanışını değiştirebildiğimizde ağrı deneyimimiz de değişecektir. Konu üzerine yapılan son araştırmalara göre beynimizin kronik ağrıyla baş etmesi ve ona adapte olmasında yardımcı olabilecek 4 metot var:

  1. Transkraniyal direkt akım ile uyarım (İng: "Transcranial direct current stimulation"): Beynin belli bölgelerine belli tepkileri (response) almak için elektrotlar yerleştirilir.)

  2. Transkraniyal manyetik uyarım (İng: "Transcranial magnetic stimulation"): Beynin invazif olamayan bir şekilde (İng: "non-invasive") bir çubuk ile belli bölgeleri arasında bağlantı kurmak için manyetik olarak uyarrmak.

  3. Aralıklı oruç: Bir açlık periyodu ve sonrasında normal beslenme periyodu içeren bir döngü.

  4. Glikoz idaresi: Yaşlanma süresince kaybettiklerimizi dengelemek için glikoz takviyesi almak.

Bu yoğun tedavilere ek olarak ağrı deneyimine nöroplastisite prensiplerini uygulamak için yapılabilecek birçok şey var ve yapılabilecek çoğu şey daha sağlıklı olmak için zaten yapmamız gereken şeyler.

Kronik Ağrıyı Tedavi Etmek İçin 6 Nöroplastisite Egzersizi

Bu 6 egzersizin kronik ağrıyla başa çıkmada faydalı olduğu kanıtlanmıştır ve hepsi beynimizin yapılanmasının ağrı mesajını alması ve yorumlaması üzerinde değişiklik yapma kabiliyetine sahiptir:

  1. Düzenli fiziksel egzersiz,

  2. Sağlıklı beslenme,

  3. Sigarayı bırakma,

  4. Zihni aktif tutmak,

  5. Stresten uzak durmak için rahatlama teknikleri uygulamak,

  6. Farkındalık (mindfulness) meditasyonu.

Tüm bu aktiviteler beyninizin yeniden yapılanmasını ve ağrıya farklı tepkiler vermesi için eğitebilir.

Nöroplastisitede Farkındalığın Rolü

Gün içinde aklımızdan 50.000’den fazla düşünce geçer. Bu düşüncelerden bazıları geçmişte yaptıklarımız nedeniyle duyduğumuz pişmanlıklar, bazıları ise geleceğe dair kaygılarımızdır. Bu pişmanlık ve kaygılar strese neden olur. Yaşadığımız stres, hata yapmamıza neden olur, başka bir deyişle pişman olacağımız şeyler yapmamızın önünü açar. Düşünme, kaygılanma ve stres olma süreçleri kırılması zor bir döngü haline gelir. Bu döngü ile sürekli açığa çıkan stres, kaygı bozuklukları ve depresyon riskini arttırır.

Bu döngüyü kırmak için başvurulan alternatiflerden biri de meditasyondur. Âna odaklanmayı hedefleyen farkındalık meditasyonu ise, Budist geleneklerinden gelen bir meditasyon türüdür. Farkındalık meditasyonunun destekçileri, meditasyonun beyinde fiziksel değişikliklere sebep olabileceğini uzun zamandır düşünüyordu ve haklı oldukları ortaya çıktı!

Farkındalık meditasyonu gerçekten de beyni nöroplastisite ile değiştirebilir. Birçok çalışma, meditasyonun kortizol seviyesini düşürdüğünü, beynin korku merkezi olan amigdalada değişikliklere neden olduğunu gösterdi. Jessica Cassity, farkındalık meditasyonu ve nöroplastisite hakkındaki yazısında şöyle diyor:

"Meditasyon ile beyniniz etkili bir biçimde yeniden yapılanıyor: Duygularınız ve düşünceleriniz daha hoş bir görünüme büründükçe, beyniniz de dönüşüm geçiriyor, bu düşünme haline alışıyor... Beyin, meditasyonla değiştikçe, günlük hayatta daha sakin, merhametli ve bilinçli oluyorsunuz."

Bilinçlendikçe daha fazla meditasyon yapıyoruz; bu sayede beynimiz de bu duruma daha çok alışıyor. Meditasyon yapanlar, beyinlerine sadece meditasyon yaptıklarında değil; gün boyunca bilinçli, sakin, huzurlu ve dengeli olmayı öğretiyorlar. Farkındalık meditasyonu bu yüzden düzenli yapanlar için meditasyona ayrılmayan zamanlarda da etkili olabiliyor.

Müzik Beyni Nasıl Değiştiriyor?

Müzik dinlemek sadece keyifli zaman geçirmemizi sağlamıyor, aynı zamanda modumuz ve enerjimiz üzerinde olumlu etkileri var. Beynin fonksiyonlarında ve yapısındaki değişiklikler yapılmasını da etkiliyor olabilir.

2010 yılında yayınlanmış ilgili birkaç çalışmayı derleyen bir makaleye göre müzisyenlerin beyin yapısı ve nöral bağlantılarında müzisyen olmayanlara göre birkaç farklılık var:

  • Beynin iki yarımküresini bağlayan kalın bir bölge olan korpus kallosumun ön (anterior) bölümü özellikle de müzik aleti çalmaya genç yaşta başlayan müzisyenlerde daha büyük.

  • Özellikle müzik aleti çalmaya genç yaşta başlayan sağ elini kullanan müzisyenlerin sağ motor korteksi sağ elini kullanan müzisyen olmayanlardan daha büyük.

  • Erkek müzisyenlerin beyincikleri (cerebellum) müzisyen olmayan erkeklerden daha büyük.

  • Müzisyenlerde motor, işitsel ve (visiopatial cerebral) bölgelerdeki gri madde müzisyen olmayanlardan daha fazla yer kaplıyor.

  • Özellikle müzik aleti çalmaya genç yaşta başlayan müzisyenler müzisyen olmayanlara göre daha yapılandırılmış sağ arka iç kapsüllere (right posterior internal capsules) sahip.

  • Müzisyenler sol primer duyu-motor korteks ve sağ beyincikte daha yüksek gri ve beyaz madde, sağ arka iç kapsülde (right posterior internal capsule) daha yüksek beyaz madde yoğunluğuna sahip.

  • Piyanistlerde piyano tonlarının kortikal ifadesi artmıştır.

  • Sol ön hipokampüsteki geçici yeniliklere (İng: "temporal novelty") tepkileri daha şiddetlidir.

  • Müzisyenler konuşma ve müzik ile uyarıldıklarında daha hızlı ve şiddetli işitsel ve işitsel-görsel cevaplar verirler.

Eğer bunlar sizin için hiçbir anlam ifade etmiyorsa endişelenmeyin, yalnız değilsiniz! Gelin makale yazarının konu hakkındaki açıklamasına bakalım:

"Farklı şekillerde yapılan yoğun egzersizlerin beyin biliş üzerinde bir etkisi vardır; ancak müzikle uğraşmak, diğer egzersiz çeşitlerinden farklı etkiler yaratabilir, hatta bu etkiler çok çeşitli olabilir... Müzikle uğraşmanın bilişi geliştirmesi, nöroplastisite süreçlerinin bir sonucu olabilir. Bu süreçler müzik yapmak için gerekli birtakım becerileri edinmeyi içerir. O becerilerden bazıları: görsel bilgiyi deşifre ederek bunu motor aktiviteye çevirmek, uzun müzik notalarını ezberlemek, müzik yapılarını ve kurallarını öğrenmek, ince zamansal ve tayfsal işitsel ayrımları yapmak ve iki elin parmaklarını aynı anda kullanmayı öğrenmek."

Basitçe, müziğin beyne etkisini gösteren bulgular, müzik üzerine eğitim almanın, hatta zevk alarak müzik dinleme alışkanlığına sahip olmanın, beynin doğal nöroplastisitesine katkı sağlayacağını ve birçok kabiliyet ve bilişsel beceriyi kazandırabileceğini gösteriyor.

Çevrimiçi Oyunlar ve Uygulamalar Gerçekten İşe Yarıyor mu?

Mutlaka nöroplastisitenin gücünü denetim altına alıp onu hafızayı güçlendirmek ve problem çözme becerilerini geliştirmek için kullanan uygulamalar ve oyunlar görmüşsünüzdür. Bazılarının bunamaya karşı koruma sağladığı bile söyleniyor! Maalesef bu oyun ve uygulamalar bilimsel gerçekleri temel almıyor. Birçok bilim insanı bu beyin oyunları trendi hakkında şunları söylüyor:

"Özetle biz, beyin oyunlarının tüketiciye bilişsel gerilemeyi tersine çevirmek için bilimsel olarak temellendirilmiş bir ortam sunduklarını söylemelerine karşı çıkıyoruz; çünkü elimizde öyle yaptıklarını gösteren bilimsel bir kanıt yok. Yaşlılıkta bilişsel sağlık, sağlıklı bir yaşam tarzının uzun süren etkilerinden biridir ve bu beyin oyunlarının sihirli vaadini çürütmektedir."

Başka bir deyişle bu oyunları oynamak kimseye zarar vermemekte; ama sağlıklı alışkanlar kazanmak, düzenli egzersiz yapmak, öğrenmek ve yeni şeyler öğrenmek, kanıtlarla desteklenmiş aktiviteler. Oyunlar ise henüz değil.

Orijinal Metin: Courtney E. Ackerman Uyarlayan: Eda Fıçıcıoğlu Editör: Çağrı Mert Bakırcı

Yazı için Evrim Ağacı'na teşekkür ederiz.

Şimdi beyninizin derinliklerini keşfetmeye başlayın.

EnglishTürkçe
Beynex
Ekibimiz
BilimBeynexLab
İş
Basın
İş Ortaklarımız
Kariyer
Sosyal
Yardımİletişim
Topluluk
Blog
Hukuksal
Gizlilik Şartları
Kullanıcı Sözleşmesi