Beynex
Bilim
Blog
İletişim

Cımbızlama Safsatası: İnsanlar, Kaynaklarını Art Niyetli Şekilde Seçerek Sizi Nasıl Kandırıyor?

Yazıyı tanımlayan bir resim

Cımbızlama safsatası (İng: "cherry-picking"), "kanıtları bastırma" veya "eksik kanıt yanılgısı" olarak da bilinir ve belirli bir görüşü savunan bir kişinin, o görüşü destekleyen kanıtları kabul edip (veya ön plana çıkarıp), kendi görüşünü zayıflatan veya çürüten kanıtları görmezden gelmesi, reddetmesi veya ikinci plana atması durumudur.

Mutlaka tanıklık etmiş olacağınız üzere, insanlar arasındaki en yaygın ve en yanlış kanılardan biri, haklı olmanın önemidir. Haklı olmanın güzel hissettirdiği veya bir yanlışınızı keşfetmenin can sıkıcı olduğu doğrudur; ancak bunu sadece "yenme ve yenilme" düzleminde düşünürseniz, asla gelişemezsiniz. Hatanızın keşfedilmesi ve düzeltilmesi, sizi gerçeğe bir o kadar yaklaştıracaktır, daha iyi ve bilge yapacaktır. Çünkü aksi takdirde, eğer hatalarımızı kabullenmeyi bilmezsek ve veri ışığında görüş değiştirmek yerine, görüşlerimiz ışığında veri bulmaya çalışırsak, cımbızlama safsatasına düşmemiz kaçınılmaz olacaktır.

Bu tür bir "haklı olma zorunluluğu" algısı, kişilerin sorunu olduğu kadar, toplumun ve eğitimin de bir sorunudur... Sadece "doğru" cevabı ödüllendirmek, düşünmeye teşvik etmemek, düşünme biçimlerine önem vermemek ve toplumsal olarak fikir değiştirmenin acizane görülüyor olması, insanların fikirlerine saplantılı bir bağımlılık geliştirmesine neden olur. Bir fikre aşırı bağlılık fanatizmi doğurur. Fanatizm ise yalanı, çarpıtmayı, gerçekleri kabullenmemeyi ve birçok diğer tehlikeli sonucu...

Düşüncelerimizin saplantılı olup olmadığını tespit etmenin en iyi yolu, karşımızdaki kişi veya bilimsel literatür bize ters şeyler söylediğinde, fikirlerimizi değiştirip değiştirmediğimize bakmaktır. Veri ve kanıt karşısında fikirleri değiştirebilmenin bir erdem olduğunu kabullendiğimiz zaman, hem giderek artan bir hızla medeniyet seviyelerini atlamayı başaracağız, hem de birbirimizle çok daha açık iletişim kanalları kurmayı başaracağız. Zira biri size ters bir şeyler söylerken, aklınıza gelen ilk şey "Ne yaparım da bu kişiyi haksız çıkarırım?" ise, iletişiminizde ve hayata bakış açınızda ciddi bir sorun var demektir.

Cımbızlama Safsatasına Örnekler

Safsatanın genel formülasyonu şu şekildedir:

  1. Kanıt A ve Kanıt B keşfedilmiştir.

  2. Kanıt A, X kişisinin iddiasını desteklemektedir.

  3. Kanıt B, X kişisinin iddiasını zayıflatmaktadır/çürütmektedir.

  4. X kişisi, sadece A Kanıtı'nı ileri sürerek haklı olduğunu iddia eder.

"Kiraz Toplama Safsatası" İsmi Nereden Geliyor?

Cımbızlama safsatasının İngilizcedeki adı olan "kiraz toplama", aslında konuyu oldukça güzel bir şekilde izah etmektedir: Bir meyveyi toplarken, özellikle olgunlaşmış olanları seçer, henüz olgunlaşmamış veya çürük olanları eleriz. Bu sayede elimizdeki sepette hep en sağlıklı meyveler olur. Eğer bunu gidip de birine gösterip, "Bak, bizim bahçede hiç kötü meyve olmaz; hepsi kusursuzdur, bakın bu da ispatı!" dersek, "kiraz seçme safsatasına" düşmüş oluruz; çünkü elimizdeki örneklem zaten yanlı olarak belirlenmiştir. Bu bakımdan cımbızlama safsatası ile taraflı örnekleme mantık safsatası yakın kuzendir diyebiliriz.

Anekdotal Kanıtlar ve Anekdotal Anlatımlar

Ancak çoğu durumda safsata bu kadar karmaşık değildir; aslına bakarsanız cımbızlama safsatasının en tehlikeli olduğu zamanlar, en sıradan şekillerde kullanıldığındadır. Bunun en yaygın örneği, anekdotal anlatımlarda karşımıza çıkar. "Benim başıma X geldi. Demek ki X çok yaygın." gibi bir yaklaşım, aceleci genelleme safsatasına ek olarak, X'in yaygınlığı ile ilgili objektif kanıtların tamamını görmezden gelip, sadece kendi deneyimimizi cımbızladığımızda karşımıza çıkar.

İşte tam da bu nedenle, sizin başınıza gelenler, bir arkadaşınızdan/akrabanızdan/tanıdığınızdan duyduklarınız, gerçekliğe dair genellemeler yapabilmemiz için yeterli değildir. Doğaya yönelik gözlemlerin kontrollü şartlar altında veya eğitimli bir şekilde yapılması gerekir. Bu yapılmayacaksa bile, uzmanların da inceleyebilmesi için, gözlediğimiz olguya dair çok net veriler toplamamız gerekir (yüksek çözünürlüklü fotoğraf ve videolar çekmek gibi). Sadece "Ben duydum.", "Ben gördüm.", "Kaynıma olmuş." gibi kulaktan dolma anlatımların bilimsel bir geçerliliği yoktur.

CV, Özgeçmiş ve Sosyal Medya Profilleri

Cımbızlama safsatasının en "normalleşmiş" örneklerinden birisi, bireylerin kendilerine ait CV/özgeçmiş hazırlaması olayıdır. Düşünecek olursanız bir CV/özgeçmiş içerisine yazılan şeyler, bir kişinin başarıları ve karakteriyle ilgili cımbızla seçilmiş başarılardan ibarettir. Halbuki işe alım sürecinin amacı, sadece belirli başarılara ulaşmış kişileri belirlemek değil, o iş için en uygun özelliklere sahip adayı belirlemektir; ancak hepimizin negatif tarafları ve başarısızlıkları da vardır. Bunları CV/özgeçmişimize yazmayız, yani sadece cımbızlanmış veriden yola çıkarak kendimizle ilgili bir profil yaratırız.

Aynı durum, sosyal medya profillerimiz için de geçerlidir. Buradaki durum 2 katmanlıdır: Profilimize yazdığımız ve kendimizi tanımlamakta kullandığımız şeyler, her zaman olumlu taraflarımıza odaklanır (özellikle de LinkedIn gibi profesyonelleri öne çıkaran sosyal medya araçlarını düşünün). Halbuki sadece bunlar, kim olduğumuzu tanımlayamaz. Elbette burada sosyal medya veya CV gibi unsurların amacı sorgulanabilir; "sonuçta kişinin olumlu taraflarının bir özetinin hedeflendiği" savunulabilir. Ama ne olursa olsun, bu gibi araçlarda sunulan bilginin cımbızlanmış olduğu gerçeği değişmemektedir.

Aynı durum (ve yukarıda sosyal medya ile ilgili olarak söz ettiğimiz 2 durumdan ikincisi), sosyal medya platformlarında kendimizle ilgili sadece pozitif duyguları yansıtan paylaşımlar yapmamızdır. Yani genellikle mutlu, başarılı, keyifli, heyecanlı olduğumuz zamanlara ait fotoğrafları ve videoları paylaşırız; üzüntülü, stresli, başarısız olduğumuz zamanlara ait fotoğraf ve videoları çok daha seyrek paylaşmaya meyilliyizdir. Bu nedenle dışarıdan bakan biri, bizi çok mutlu veya çok başarılı olarak görebilir; halbuki kendimizi ve hayatımızı tanımlayan kanıtları/olayları cımbızlamaktayız; dolayısıyla sadece bu bilgilerden yola çıkarak, kendimize ait tam bir resim çizmemiz imkansızdır.

Satılmış Uzman Safsatası

Cımbızlama safsatasının en yaygın görüldüğü bir başka alan, bilimsel gerçekler hoşa gitmediğinde ileri sürülen "O uzmanlar satılmış." iddiasıdır. Bireyler, akademik literatürün kendi yanlarında olmasını isterler; ancak bu, her zaman mümkün olmaz. Eğer literatür bize tamamen karşıysa, kişinin fikirlerini değiştirmesi gerekir. Eğer literatürde belirsizlik varsa, kişinin fikirlerini yumuşatması gerekir. Veri karşısında görüş değiştirmek bunu gerektirir.

Bunun yerine birçok durumda insanlar, konsensüsün tam olarak oluşmadığı durumlarda, kendilerini destekleyen sonuçlara ulaşmış uzmanları "gerçek" veya "uzman" olarak alıp, kendilerini çürüten veya iddialarını zayıflatan sonuçlara ulaşmış uzmanları "satılmış" veya "sahte" olarak yaftalarlar. Böylece literatürde cımbızlama yapmış olurlar.

Bu hataya en sık düşenler, sahtebilimcilerdir. Sahtebilim savunucuları, tanım gereği, gerçek olmayan bir iddiayı savunmaktadırlar. Bunu halka pazarlayabilmek için, bilimin kendi yanlarında olduğunu söylemeleri gerekir; ancak eğer bilim gerçekten sahtebilimcilerin iddialarını destekliyor olsaydı, savundukları saha "sahtebilim" değil, "bilim" olurdu. Bu durumun oluşabilmesinin iki yolu vardır: Sahtebilim savunucuları %100 yalan söylüyor olabilir (gerçekte olanın tam tersini savunuyor olabilirler) veya bilim camiasında bir belirsizlik olabilir ve sahtebilimciler, bu belirsizliğin bir tarafını mutlak gerçekmiş gibi sunuyor olabilirler. İlk durumda cımbızlama değil, düpedüz yalancılık yapmaktadırlar; ancak ikinci durumda yoğun bir şekilde cımbızlama yaptıklarını görmekteyiz.

Evrim Karşıtlığı ve Alıntı (Söz) Madenciliği

Sahtebilim dahilinde yapılan cımbızlamalardan söz ederken, evrim karşıtlarının cımbızlama furyasından söz etmemek hata olurdu. Hatalı olduğunu kesin olarak bildiğimiz "yoktan birdenbire var oluş" fikrini savunarak, evrimi çürütmeye çalışan kişi ve kurumlar, bunu akademik olarak yapamayacakları için (yani yukarıda anlattığımız gibi, yalan söylemek zorunda oldukları için), spesifik makaleleri cımbızlamak yerine, kitap sözlerini veya bilim insanlarının seminerlerde söylediklerini cımbızlayarak, bilim insanlarının da evrime şüphe duyduğunu veya evrimi kabul etmediklerini halka pazarlamaya çalışırlar. Buna alıntı (söz) madenciliği adı da verilir; çünkü art niyetli evrim karşıtları, bilim insanlarının genel görüşlerine odaklanmak yerine, çarpıtılmaya müsait cümlelerini bulup, onları ileri sürerek pozisyonlarını savunmaya çalışırlar. Halbuki bilim insanları arasında evrimin gerçekliği konusunda hiçbir soru işareti yoktur.

İklim Değişimi İnkârcılığı

İklim değişimi konusundaki inkârcılık (bu yazının yazıldığı sıralar itibariyle) Türkiye'ye çok daha az yansımış olsa da, özellikle de Batılı ülkelerde bu konuda yaratılan karşıtlığın önemli bir bölümü, evrim karşıtlığı ile benzer ve hatta paraleldir. Çoğu durumda Dünya'nın insanlar için olabilecek en iyi şekilde yaratıldığı fikri, evrim veya küresel ısınma gibi uzun vadede baştan sona dönüştürücü güçlerin kabullenilmesini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle iklim değişimi karşıtları, eldeki akademik veriler içerisinden sadece kendi görüşlerini destekleyenleri cımbızlamakta, iklimbilim uzmanları arasındaki %100'e yakın görüş birliğini hiçe saymaktadırlar.

Politika ve Politikacılar

Elbette cımbızlama safsatasının yuva yaptığı yerlerden birisi politikadır. Politikacılar, tabanlarını memnun etmek adına bir gerçeğin sadece işlerine gelen taraflarına odaklanırlar, diğer taraflarını reddederler. Benzer şekilde, kendi uygulamalarının veya geçmişlerinin sadece pozitif algı yaratacak taraflarına odaklanıp, diğer taraflarını reddedebilirler.

Sonuç

Cımbızlama safsatası, sadece hataya düşmenin ötesine geçerek, çoğu durumda kasten yalan söylememizi gerektiren bir mantık safsatasıdır. Bu bakımdan, haklı çıkma arzusunun bir saplantıya dönüştüğünde ne kadar tehlikeli olabileceğini göstermektedir. Dahası, gerçeğe ulaşma yolculuğumuzda bizi sekteye uğratmaktadır.

Bu nedenle, her tartışmadan zaferle çıkma arzusu yerine; dinlemeyi, okumayı, düşünmeyi becerebilirsek, bize ters gelen fikirlere karşıt ama iyi düşünülmüş, araştırılmış cevaplar üretebilirsek ve bu işlem sonucunda karşı tarafın haklılığını kabul edebilmenin ve görüşlerimizi değiştirebilmenin yüce bir erdem olduğunu anlayabilirsek, gerçeğe çok daha fazla yaklaşırız ve cımbızlama safsatası gibi hatalara düşmek zorunda kalmayız.

Dolayısıyla bir dahaki sefere birisiyle tartışırken, lütfen durun, dinleyin, düşünün ve hemen cevap vermeye çalışmayın. Düşünme süresi istemek, "Bilmiyorum, daha fazla araştırma yapmam gerek..." demek zavallılık değil, erdemdir. Ama ne yaparsanız yapın, lütfen akademik kaynakları veya bilimsel verileri cımbızlayarak, bilimsel konsensüsü veya genel yargıyı aktarmak yerine, ucuz numaralarla kendi görüşlerinizi desteklemeye çalışmayın.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı

Yazı için Evrim Ağacı'na teşekkür ederiz.

Şimdi beyninizin derinliklerini keşfetmeye başlayın.

EnglishTürkçe
Beynex
Ekibimiz
BilimBeynexLab
İş
Basın
İş Ortaklarımız
Kariyer
Sosyal
Yardımİletişim
Topluluk
Blog
Hukuksal
Gizlilik Şartları
Kullanıcı Sözleşmesi