Beynex
Bilim
Blog
İletişim

Beynimiz Bilgileri Nasıl Hatırlıyor?

Yazıyı tanımlayan bir resim

Bir çoğumuz çocukluk dönemlerimizde yaşadığımız olayları hatırlamakta zorlanırız. Travmalar ve büyük duygu değişimi yaratan olaylar haricinde o yılları düşünmeye başladığımızda, yaşanan olayları silik ve bölük bir şekilde hatırladığımızı hemen fark ederiz. Bu durumun nedenin, hatırlamanın gerektirdiği biyolojik donanımın yeterince gelişmiş olmaması olduğu düşünülüyor. Peki bu biyolojik donanım da nedir?

Duyu organlarımızdan gelen veriler bize çıktı olarak bir tecrübe oluştururlar. Etrafımızdaki objeler, ışığın parlaklığı, ortamın ısısı, az önce içtiğimiz kahvenin ağzımızda bıraktığı tat ve daha bir çok algılanabilen veri bu tecrübelerden bazılarıdır.

Beynimiz adeta çevremizden gelen verilerin bombardımanı altındadır. Beynimiz için böyle bir durumda her veri eşit derecede önemli değildir. Örneğin ertesi gün gireceğimiz ve bizim için çok önemli olan o sınava çalışırken, çalıştığımız odanın duvarlarının ne renk olduğu ve üzerimizdeki kıyafetlerin dokusunu duyumsamayız bile.

Bu veri bombardımanında, bizler için hangi verilerin önemli hangilerinin ise gereksiz olduğu ayrımını talamus yapar. Talamusun filtresinden geçen ve bizim için nispeten önemli olan veriler arasında da bir hiyerarşi söz konusudur. Veriler sayesinde oluşan tecrübe duyusal belleğimize aktarılır. Bu noktada tecrübemizin geleceği onun hiyerarşik durumuna bağlıdır. Bizim için yeterince önemli ise kısa süreli belleğimize geçer. Yeterince önemli olamayan tecrübeler ise silinip giderler.

Kısa süreli belleğimizi oluşturan sinaptik bağlantılar (sinir hücreleri arası kurulan bağlar) edindiğimiz tecrübenin önemine göre geçici olarak güçlenir. Bu noktada yeni tecrübemiz ile geçmiş bilgilerimiz arasında bağlantı kurulmaya başlanır. Kurulan bağlantı sayısı ne kadar fazla ise yaşanan tecrübenin uzun süreli belleğe aktarılması o kadar olasıdır. Edinilen tecrübenin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe geçmesini, limbik sistemi oluşturan hipokampus ve amigdala sağlar. Bir kez uzun süreli belleğe geçmiş olan bilgi bizler için önemini kanıtlamış ve bir çok sinaptik bağlantı ile kortekste yer edinmiş demektir.

Uzun süreli bellekte depolanabilecek olan bilginin teorik olarak sınırsız olduğu düşünülmektedir. Dahası, uzun süreli belleğe geçen tecrübelerin (bilgilerin) de zaman içerisinde unutulabildiği de bilinmektedir.

Öğrendiğimiz Bilgileri Unutmadan Belleğimizde Nasıl Tutabiliriz?

Tecrübelerden (bilgilerden) bahsederken sürekli tekrar ettiğimiz önem noktasını biraz daha açalım. Nedir bu önem?

Talamusun filtresinden geçen ve duyusal belleğimizde yer etmiş olan bilgilerin beyin için ne kadar önemli olduğunu belirleyen şey duygulardır. Yeni öğrendiğimiz bir bilgi bize olumlu veya olumsuz heyecan, korku, üzüntü, sevinç gibi duygulardan herhangi birini (veya birkaç tanesini birden) ne kadar şiddetli hissettiriyor ise o bilgi o kadar çok sinaptik bağlantı kuracaktır ve böylelikle kalıcı belleğimizde yer edinecektir. Oluşturulan yeni bilginin nöronlar arası bağlantıları yukarıda belirttiğimiz gibi eski anılarımızla ne kadar çok ilişkili ise aynı derecede güçlenir.

Bağlantıları güçlendirmede bir diğer faktör ise o bilgiyi ne sıklıkla kullandığımız yani ne kadar tekrar ettiğimizdir. Zira kullanılmayan bilgi zamanla kalıcı bellekten de silinebilir. Bilginin sebep olduğu sinaptik bağlantılardaki nöronlar bilginin tekrarı esnasında toplu bir şekilde yeniden uyarılırlar. Her uyarılmada var olan bağlantılar güçlenir ve yeni bağlantılar eklenebilir.

Öğrenilen bilgilerin kalıcı belleğe taşınması için uykunun da çok önemli bir etken olduğu bilinmektedir. Uykunun REM evresi sırasında görülen rüyaların, gün içinde öğrenilen bilgilerin önemli veya önemsiz olarak ayrıştırılması yani kalıcı belleğe geçirilmesi işlemi sırasında ortaya çıkan bir yan ürün olduğu düşünülmektedir. Yapılan bazı araştırmalarda yeni ve zorlu bir beceri edinmeye çalıştığımız, yani zorlu bir şeyler öğrenmeye çalıştığımız günlerde REM uykusu süresinin arttığı gözlemlenmiştir.

Ayrıca belirtmemiz gerekir ki genel olarak çoğu anımızı ve bilgimizi uzun süreli belleğe geçmiş olsalar dahi gerçekte olan olay örgüsü çerçevesi içerisinde hatırlayamayız. Zihnimizde bu anıya dair bazı boşluklar oluşur. Beyin ise seve seve bu boşlukları doldurur. Diğer bir deyişle "uydurur". Anılarınızı hatırladıkça aynı zamanda neden o anıları bozduğunuzu merak ediyorsanız.

Öğrendiklerimizi Uzun Belleğe Geçirme Şansını Nasıl Arttırırız?

"Öğrendiğimiz bilgiler bizlerde hangi duyguları ne şiddette uyandırıyor?" sorusunu cevaplamalıyız. Belki de üzerinde saatlerimizi günlerimizi hatta bir meslekten söz ediyorsak yıllarımızı harcadığımız alana o kadar da tutku ile bağlı değilizdir. Böyle bir durumda tutku ile bağlı olmadığımız bu alanda bir şeyleri kalıcı olarak öğrenme zorluğunu tekrar ile yenmemiz gerekir. Tutkularının peşinden koşanlar gittikleri yolda duyguları sayesinde diğerlerine karşı büyük bir avantaj elde ederler. Daha doğrusu bu biyolojik yardımı da yanlarında bulurlar.

Ayrıca, yoğun çalışma sonrası kaliteli ve iyi bir uyku uyumak, gün içinde edindiğimiz bilgilerin kalıcı belleğe geçme şansını arttıracaktır. Ek olarak, yeni öğrendiğimiz bilgi ile ne kadar çok olay ve bilgi arasında bağlantı kurabiliyorsak, öğrendiğimiz bilgi o kadar kalıcı olacaktır. Son olarak, öğrendiğimiz bilgileri kullanmak ve tekrar etmek, bilgilerin kalıcılığını artıracaktır.

Uyarlayan: Yiğit As Editör: Pedram Türkoğlu

Yazı için Evrim Ağacı'na teşekkür ederiz.

Şimdi beyninizin derinliklerini keşfetmeye başlayın.

EnglishTürkçe
Beynex
Ekibimiz
BilimBeynexLab
İş
Basın
İş Ortaklarımız
Kariyer
Sosyal
Yardımİletişim
Topluluk
Blog
Hukuksal
Gizlilik Şartları
Kullanıcı Sözleşmesi